Maya Tüpbebek Merkezi Kurucusu Osman Denizhan Özgün 13 Haziran 2007 de Esra Ceyhanin Programinda Tüpbebekte son gelismeleri anlatti.
Intra-Uterin Inseminasyon
Semen örneğinin yıkanarak, iyi hareketli spermlerin seçilip rahim içine verilmesi işlemidir. Bu yöntemin özelliği, hızlı hareket eden sağlıklı spermlerin seçilmesi, spermlere zararlı olan asit ortamın bertaraf edilmesi, spermin yumurtaya daha yakın bir yere bırakılması ve spermlere kadın fallop tüplerine ulaşma şansı verilmesidir.Erkek infertilitesinde ilaç tedavisi veya operasyon, olguların ancak % 10 -l5'inde başarılı olabilmektedir, ilaç tedavisi sonuçsuz kaldığında, erkeğin spermlerinin özel yöntemlerle hazırlanarak rahim içine bir kanül aracılığı ile bırakılması düşük oranda gebelik sağlayabilmektedir. İnseminasyon yönteminde spermlerin katedeceği mesafenin kısalması sağlanmakta, hareketli olmayan ya da şekil olarak bozuk spermlerin verilmesi engellenmektedir.
Inseminasyon işlemi için taze sperm örneği kullanılır. Inseminasyon uygulaması; sperme ait hafif bozukluklarda (sayı, hareket, şekil), nedeni bulunamayan infertilitede öncelikle tercih edilir. Kadına 1-3 hafta süre ile yumurta geliştiren ilaçlar verildikten sonra ovulasyonu tetiklemek için HCG yapılır. Bu iğneden 1.5 gün sonra bir kez veya iğneden sonraki 1. ve 3. günde 2 kez olmak üzere aşılama işlemi yapılır. Bu işlemlerle sonuç alınamadığında daha ileri tedavi yöntemlerine geçilir.
Yardımcı Üreme Tekniklerinin Uygulama Nedenleri
1. Tubal faktör; tubal ve pelvik-adheziv hastalık
2. Endometriozis
3. Erkek faktörü
4. İdiopatik infertilite
5. Kadına ait yaş faktörü
6. İmmünolojik infertilite
Yukarıda bahsedilen nedenlerin varlığında daha önceki tedavi uygulamaları da gözönüne alınarak IVF veya mikroenjeksiyon uygulaması gerçekleştirilir.
IVF uygulamasına karar verilmesine rağmen işlem günü erkekten elde edilen spermin özelliği ve kadından elde edilen yumurta sayısına göre IVF yerine daha yüksek döllenme ekle etmek amacı ile ICSI uygulanabilmektedir.
Özellikle uzun infertilite süresi olan ve infertilite nedeninin açıklanamamış olduğu çiftlerde IVF ve ICSI tedavileri olası bir döllenmeme riskine karşılık birlikte yapılır. Merkezimizde kadın yumurta sayısı 5 veya daha altında ise nedene bakılmaksızın daha yüksek döllenme elde etmek amacı ile ICSI yapılmaktadır.
Daha önceki denemede normal sperm parametrelerine rağmen döllenme elde edilememiş ise, IVF işlemi ikinci kez tekrar edilmemektedir. Bu çiftlerde doğrudan ICSI işlemi uygulanır. IVF için toplanan yumurtalar özel olarak geliştirilmiş kültür ortamına yerleştirilir. Yumurta toplandıktan 4-6 saat sonra daha önce alınmış meni örneği, ileri doğru hareketlilik ve normal şekil oranına göre hesaplanarak kültür ortamında 100-300 bin arası hızlı hareketli sperm olacak şekilde miktar (volüm) hesaplanarak yumurtaların içinde bulunduğu kültür ortamlarına konulur. Spermlerin, yumurtaları kendiliğinden döllemesi beklenir. Tüp bebek yönteminin mikroenjeksi-yondan en önemli farkı budur. Mikroenjeksiyon işleminde ise kötü sperm kalitesi nedeni ile spermin kendiliğinden yumurtayı döllemesi beklenmez, sperm yumurta içine enjekte edilerek döllenme sağlanır.
MAYA Tüp Bebek
Yardımcı Üreme Teknikleri
İnfertilite, birçok yönü ile çiftlerin psikolojik ve sosyal durumlarını da etkileyebilmekledir. Çocuk sahibi olmaya ilişkin kişisel beklentilere eşin, aile ve çevrenin tutum ve reaksiyonları eklenmekledir. Bu tutum ve beklentiler özellikle ülkemizin kültürel durumundan da büyük ölçüde etkilenmektedir. Bunlara bağlı olarak infertilite sorunu olan eşlerde kendini suçlama, eşi suçlama, umutsuzluk, karamsarlık, yetersizlik, yalnızlık, öfke. gerginlik, kaygı, inkar gibi duygular ortaya çıkabilmekledir. Bireylerin evlilik, iş gibi sosyal yaşamları ve başkalarıyla ilişkileri etkilenebilmekte. kimi zaman da depresyon, anksiyete gibi psikolojik sorunlar görülebilmektedir.Tüp bebek ve mikroenjeksiyon gibi tedavileri denemek için başvuran çiftler, tedaviye başladıklarında psikolojik ve sosyal baskı yaşamaktadırlar. Ayrıca tedavi sırasında yaşanan fiziksel ve maddi güçlükler, tedavinin sonucuna ilişkin yüksek beklenti ve tedaviyle ilgili yetersiz ya da yanlış bilgilerin eklenmesiyle çiftler,psikolojik,yönden değişen-boyutlarda bir zorlanma ile karşılaşabilmekledir.
İnfertilite eşlerin ortak sorunudur. Zayıflık veya yetersizlik değildir. Bu sorun eşler arasında paylaşıldığında, karşılaşılan zorluklarla bahşedilmesi daha kolay olacaktır. Bunun yanında, tedavi süresince karşılaşılan zorluklarla ilgili olarak tedavi ekibinden yardım istemekten kaçınılmamalıdır.
"Tüp bebek" olduğunu saklamalı mı?
Uzmanlar, ailelerin toplumdaki yanlış inanışlar nedeniyle çocuklarının ''tüp bebek'' yöntemiyle doğduğunu sakladıklarını ya da bu yöntemi denemekten çekindiklerini belirtiyorlarErciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yılmaz Şahin, erkekte sperm sayısı yetersizliği ya da hareket azlığı, kadınlarda tüplerin tıkalı ya da yumurtlamanın olmadığı durumlarda, aşılama veya ilaçlarla gebelik sağlanamadığı taktirde ''tüp bebek'' yöntemini uyguladıklarını kaydetti.
''Tüp bebek'' yönteminde, başkasının yumurtasının ya da sperminin kullanılmasının söz konusu olmadığını belirten Prof. Dr. Şahin, şunları anlattı:
''(Tüp bebek) yönteminde, öncelikle kadına çeşitli ilaçlar verilerek yumurta sayısı artırılıyor ve büyütülüyor. Daha sonra bu yumurtalar ültrason eşliğinde alınıyor. Aynı anda kadının eşinden de sperm alınıyor. Laboratuvar ortamında 2-3 gün içinde oluşan kaliteli embriyolardan, 1-3 embriyo, rahime yerleştiriliyor. 12 gün sonra gebelik testi yapılıyor. Bazen erkekte sperm bulunamazsa erkeğin yumurtalarından biyopsi ile sperm aranıyor. Bir ya da birkaç sperm bulunduğunda alınarak mikro enjeksiyon yöntemiyle yumurtalar döllendirilip gebelik oluşturuluyor. Yumurtalıktan sperm arama yöntemi 10 yıldır uygulanmaktadır. Ancak, çiftler bu yöntemden haberdar olduklarında ne yazık ki yaşları gecikmiş oluyor.''
''Aileler toplumdaki yanlış inanışlar nedeniyle çocuklarının 'tüp bebek' olduğunu saklıyorlar veya bu yöntemi denemekten çekiniyorlar'' diyen Prof. Dr. Şahin, şöyle devam etti:
''Hastalarımızın büyük bir bölümü sanki anormal bir şeymiş gibi çevrenin yanlış inanışı nedeniyle tüp bebek yöntemiyle çocuk sahibi olduklarını saklıyorlar. Çünkü, tüp bebek yönteminde, spermlerin ya da yumurtaların farklı kişilerden alındığı sanılıyor. Bu inanış tamamen yanlıştır. Zaten başkasının sperminin ya da yumurtasının kullanılması ülkemizde kanunen yasaklanmıştır. Çocuk sahibi olmak için tedavi gören çiftlere yakınlarının maddi ve manevi olarak destek vermesi gerekir. Çocuğu olmayan çiftler ya boşanmakta ya da aile içinde büyük huzursuzluk yaşamaktadırlar.''
İnfertilite(kısırlık) nedir?
Çiftlerin istemi ve düzenli cinsel ilişki olmasına rağmen, 1 yıl içinde gebelik elde edilememesine infertilite (kısırlık) adı verilmektedir. Korunmayan çiftlerin % 85'inde- bir yıl içerisinde gebelik oluşması beklenir, infertilite % 30-40 oranında erkek, % 40-50 oranında kadına ait nedenlerle ortaya çıkmaktadır. Çiftlerin % 25'inde erkek ve kadın faktörü birlikte bulunmaktadır,% 10 -15'inde ise tüm araştırmalara karşılık infertiliteyi açıklayabilecek bir neden bulunamamaktadır.Çocuk arzusu konusunda bir uzmanla görüşmek üzere merkezimize başvurduğunuzda, fiziksel ve duygusal olarak fedakarlık gerektiren pek çok testlerden geçeceksiniz. Bu testler yapılmadan önce sizin ve eşinizin daha önceden yapılmış tetkik ve tedavileri araştırılacak, böylece hem nedene yönelik bir fikir edinilecek, hem de aynı tetkiklerin tekrar istenmesi engellenmiş olacaktır, ilk ziyarete eşlerin birlikte katılması, durumunuzun değerlendirilmesi ve tedavi yönünden oldukça önemlidir, Merkezimiz, çeşitli sosyal kuruluşlar ile yaptığı anlaşmalar sayesinde, gerekli olan tüm tetkikleri (spermiogram, kan, ultrason, tetkikleri, ultrason eşliğinde rahim filmi, vb..) ve muayeneleri ücretsiz olarak yapılmaktadır.
Tüp bebek için geç kalmayın
Bebek sahibi olamayan kadınların, son çare olarak tüp bebek yöntemine başvurdukları için genellikle geç kaldıkları vurgulandı. Ortalama 35 yaşından sonra kadınların yumurta sayısının azalması veya yumurtaların kalitesinin bozulması nedeniyle tüp bebekte gebelik oranının düştüğü hatırlatıldı.Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Tüp Bebek Ünitesi Sorumlusu Prof. Dr. Yılmaz Şahin, ocak ayından beri faaliyet gösteren ünitelerinde bebek sahibi olamayan kadınlardan durumu uyanların tüp bebek yöntemiyle hamile kalmasını sağladıklarını belirtti.
Normal yollarla bebek sahibi olamayan kadınların, hamile kalabilmeleri için ameliyat ve ilaç tedavisi gibi yöntemler izlendiğini ifade eden Şahin, genellikle tüp bebek yönteminin son çare olduğunu, ancak kadının tüpleri kapalıysa ve ameliyatla açılamıyorsa, erkeğin döl hücreleri testislerde bulunabilirse tüp bebek yönteminin ilk ve tek çare olduğunu anlattı. Genellikle tüp bebek yönteminin son çare olarak görülmesi nedeniyle bebek sahibi olamayan kadınların bu yönteme başvurmada geç kaldıklarını kaydeden Şahin, şöyle konuştu:
“Kadınlar için ideal üreme yaşı 20-30 arasıdır. Ancak, modern toplumlarda evlenme yaşı ve buna bağlı olarak gebelik yaşı giderek gecikiyor. Bu durum tıbbi olarak bazı sorunları beraberinde getiriyor.Bebek sahibi olamayan kadınlar, son çare olarak tüp bebek yöntemine başvurdukları için genellikle geç kalıyorlar. Ortalama 35 yaştan sonrakadınların yumurta sayısının azalması veya yumurtaların kalitesinin bozulması nedeniyle tüp bebekte gebelik oranı düşüyor. Bu nedenle insanlara erken evlenmeyi ve gebeliği geciktirmemeyi öneriyoruz.”
Tüp bebek yönteminin başarıya ulaşması için kadının yumurtalıklarında yumurta üremesinin büyük önem taşıdığını vurgulayan Şahin, yumurta azalması veya kalitesinin bozulmasının bazı durumlarda daha erken, bazı durumlarda da daha geç ortaya çıkabildiğini, ilerlemiş yaşlarda kadınlarda kimi durumlarda tüp bebek için yumurta bulunamadığını söyledi.
Tüp bebek yönteminin yüksek maliyeti nedeniyle son çare olarak görüldüğüne dikkati çeken Şahin, bebek sahibi olamayan kadınlara doğru teşhis konulduktan sonra ilaç ve ameliyat yöntemlerinde başarılı olunamıyorsa, tüp bebek kararının geç kalınmadan alınması gerektiğini sözlerine ekledi.
En Uygun Tüp Bebek Merkezini Seçme
Bugüne kadar kaç uygulama yapılmış ve ne kadar başarılı olunmuş?
Başarının ölçütlerini nasıl araştırabilirsiniz?
Sormanız gerekenler:
- 35 yaşın altında ve üstünde kaç embryo transfer ediyorsunuz?
- Transfer ettiğiniz embryo başına gebelik oranınız nedir?
- Embryo dondurma programınız varmı?
- Hastalarınızın yüzde kaçında embryo dondurabiliyorsunuz?
- Dondurulmuş ve çözülmüş embryolar ile başarınız nedir?
- Canlı doğum ve düşük oranlarınız nedir?
- Merkezinizin veya laboratuarınızın ISO veya yurt dışından akreditasyon belgesi var mı?
- Tüp Bebek merkezi ile beraber çalışan bir genetik laboratuarı var mı?
- çok ucuza uygulama vaad eden merkezlerden kaçının! Başarısız bir tedaviyi tekrarlamak size daha pahalıya mal olacaktır.
- Başarılı bir dondurma programı olan merkezlerde bir uygulama sonrasında birden fazla embryo transfer hakkınız doğabilir. Bu da bir ödeme sonrasında size birden fazla şans verilebileceği anlamına gelir.
- Doktorunuzun tavsiye ettiği merkeze sorgusuz
gitmeyin. - Mutlaka araştırın! İnternetten araştırın ancak her
okuduğunuza inanmayın! - Merkezlerin web siteleri bilgilenme dışında o
merkezin reklamı amaçlı kullanıldığından söylenen her şey doğru veya
bilimsel olarak kanıtlanmış olmayabilir. - Tarafsız portalları veya yabancı siteleri de gezin.
Mucizelere inanmayın. - Tüp bebekte son yıllarda mucize niteliğinde herhangi
bir gelişme olmadı. Size %80’ler veya 0’ler mertebesinde başarı sunan
uygulamalara kesinlikle inanmayın
SSK’lılara tüp bebek tedavisi
Devlet memurları, Bağkur’lular ve yeşil kart sahiplerinden sonra, sigortalılar da, tüp bebek tedavisinde sosyal güvenceden yararlanabilecek. Türkiye’de, tüp bebek tedavisine ihtiyaç duyan en az 150 bin çift bulunuyor. Bunların da en az 70 binini sigortalı hastaların oluşturduğu tahmin ediliyor.SSK'dan tüp bebek müjdesi
Artık sigortalı hastalar da tüp bebek tedavisinden sosyal güvence kapsamında yararlanabilecek. Türkiye’de tüp bebek tedavisine ihtiyaç duyan 150 bin kişinin tahmini olarak 70 binini sigortalılar oluşturuyor.
2004 yılında 23 bin tüp bebek uygulaması yapıldığını belirten Türk Jinekoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Bülent Tıraş’a göre sigortalı hastaların da tedavi kapsamına alınmasıyla bu sayı en az yüzde 25 oranında artacak.
Türkiye’de şu an 26’sı devlet, 40’ı özel olmak üzere 66 tüp bebek merkezi bulunuyor.
Kamu kurumlarında 2 bin 500 YTL özel sağlık kurumlarında 3 bin 500 YTL’ye uygulanan tüp bebek yönteminde, devlet memurları, bağ-kur ve yeşil kartlılar, ilaçlar için yüzde 20 katkı payı ödüyorlar. Tedavi masrafları için de devletin 1 milyar lira civarında bir katkısı oluyor. SSK’lıların da aynı koşullara tabi olması bekleniyor.
Ancak sigortalı hastalar için bir kısıtlama söz konusu. Sigortalılar şimdilik Sağlık Bakanlığı’na bağlı hastanelerle, üniversite hastanelerinde yapılacak tüp bebek tedavisinden yararlanabilecek.
Türk Jinekoloji Derneği’ne Başkanı Prof Dr Bülent Tıraş’a göre bu kısıtlama “adil” değil. Sigortalı hastalara da devlet memuru, bağ-kur ve yeşil kartlılar gibi özel sağlık kuruluşlarına başvurma hakkının tanınması gerekiyor.
Yumurtaların Laboratuar Ortamında Olgunlaştırılması
IVM 1990 lı yılların sonlarından itibaren kullanılmaya başlamış olan bir yöntemdir. IVM de kısa süreli ilaç kullanımı veya hiç ilaç kullanılmadan toplanan olgunlaşmamış yumurtlar dış ortamda olgunlaştırılır ve daha sonra döllenerek transfer edilir. İlk olarak ilaçlara aşırı cevap veren polikistik over sendromlu kadınlarda ilaç kullanılmadan tüp bebek yapılmak amacı ile ortaya atılmıştır. Polikistik over sendromlu kadınlar yumurtalıkları uyaran ve gonadotropin adı verilen ilaçların etkisine aşırı hassas olup ovarian hiperstimülasyon sendromu (OHSS) adı verilen ve hastaneye yatarak tedavi gerektirebilen bir komplikasyona meyillidir. Özellikle de gebelik olduğu zaman gebeliğin salgıladığı hormonlar ilaçlar ile uyarılmış olan yumurtalıkları daha da uyararak karın boşluğu içine sıvı sızmasına ve kanda pıhtılaşma problemlerine yol açmaktadır. İlaçlar ile yumurtalıklar uyarılmadan tüp bebek yapıldığı zaman ise OHSS riski ortadan kalmaktadır. IVM halen dünyada az sayıda merkezde uygulanmaktadır. Kanada da Toronto şehrinde ve Kore de Seul şehrinde IVM uygulayan merkezler vardır. IVM’in ilaç ile yapılan Tüp Bebeğe üstünlüğü ilaç kullanımının olmamasıdır. Buna karşın IVM ile gebelik oranları ilaç ile yapılan tüp bebeğe oranla daha düşüktür. IVM’in potansiyel avantajlarına rağmen yaygınlaşmamasının temel nedeni başarı oranlarının istenen düzeyde olmamasıdır. Yeni ve daha gelişmiş IVM kültür vasatlarının devreye girmesi ile bu tekniğin yaygınlaşması kaçınılmazdır.Dr. Bülent Urman
İkiz Gebelikler
Amaç tek bebekSon yıllarda Tüp bebek tedavilerinin yaygınlaşması ile birlikte çoğul gebeliklerin görülme sıklığı gitgide artmaktadır. Tedavinin son aşamasında uygulanan çoklu embriyo transferinde başarı tek embriyo transferine göre daha yüksektir. Ancak bunun bedeli çoğul gebeliklerin artışıdır. Bu durum da maalesef aşağıda söz konusu olan riskleri beraberinde getirmemektedir. Öncelikle hiç bir zaman bir ikiz gebeliği planlamamış olmamıza rağmen, bu durumu tüp bebek tedavisinin bir başarısı değil bir yan etkisi olarak algıladığımızı bilmenizi isteriz. İkiz gebelik bize göre önlenmeli ve tüp bebek başarısı tek bebekle sağlıklı doğum olarak algılanmalıdır. Ancak bunu önlemek için ya tek embriyo transferi uygulamak ya da oluşmuş olan ikizleri tek gebeliğe indirgememiz gerekmektedir. Tek embriyo transferi maalesef tüp bebek başarısını önemli ölçüde azalttığından dolayı genellikle yaygınlaşamamıştır.
Çoğul gebelik hem anne adayı hem de bebek için tekil gebeliklerde olmayan bazı yeni riskleri beraberinde getirmekte ve gebelikte oluşması muhtemel normal dışı durumların ortaya çıkma riskini de artırmaktadır. Aynı anda iki şirin bebeğe birden kavuşmak heyecan verici olabilir ve hatta daha ekonomik gibi görünebilir. Ancak ikiz gebelik, anne açısından hem daha eziyetli ve komplikasyon oranı yüksek, fizyoloji dışı bir durum olduğu bilinmelidir.
İkiz gebeliğin getirdiği riskler nelerdir?
ERKEN DOĞUM RİSKİ:
En korkulan ve ençok zarar görülebilen yan etkisidir. Bu durum ikiz gebeliklerde belirgin şekilde yüksektir. Bu rahmin fazla gerilmesinden kaynaklanır. Ortalama gebelik süresi tekiz gebeliklerde 40 hafta iken, bu süre ikiz gebeliklerde 37, üçüz gebeliklerde 35 haftaya düşer. Bu duruma sıklıkla suların erken gelmesi de eşlik eder: Bu durumda gebelik haftası enfeksiyon riski ve bebeklerin durumu tedavi şeklini etkiler. Ortalama ikizde doğum haftası çok riskli gibi görülmemesine karşın merkezimizde ikiz gebeliklerin % 10 u çok erken dönemde; 24-30. haftalar arasında gerçekleşmektedir. Bu da prematürite denilen erken doğmuş ve gelişmemiş bebeğin dış ortama adaptasyonundaki sıkıntıları beraberinde getirmektedir. Erken doğan bebeklerin özel yeni doğan yoğun bakım ünitelerinin olduğu ortamlarda bakılması gereklidir. Ülkemizin sağlık sisteminin kanayan yarası olan yeni doğan yoğun bakım servislerinin yetersizliği maaalesef bölgemiz için de sorun oluşturmaktadır. Sadece Akdeniz ÜTF Hastanesinde bulunan sınırlı sayıdaki küvöz Akdeniz bölgesi için yetersiz kalmakta ve erken doğum hastalarımızın bazen çok acı da olsa yer bulamamalarına sebep olmaktadır. Kuvöz bulunması ve gerekli bakımlarının yapılması bile maalesef her zaman yeterli gelmemektedir. Şanslı olup yer bulabilen hastalarımızda bile erken doğuma ve akciğerlerinin yetersiz kalmasına bağlı komplikasyonlar sonucunda ileriki yaşamlarını etkileyebilecek ciddi kalıcı sakatlıklar gelişebilmektedir.
Bu risklerden dolayı merkezimiz ikiz gebeliklerde de teke indirgenmesini riskin azaltılması adına seçenek olarak sunmaktadır.
GEBELİK KAYIP RİSKİ:
Çalışmalar ikiz gebeliklerde düşük olasılığının 3 kat fazla olduğunu göstermiştir.Tek yumurta ikizliği düşük riskinin daha fazla olduğu bir durum olarak saptanmıştır. % 10 olasılıkla görülen bu kayıplar genellikle gebeliğin ortalarında gerçekleşmektedir. Tek gebeliğe göre yaklaşık 5 kat yüksek görülen gebelik kaybının, rahmin kapasitesinin erken dönemlerde zorlanması sonucu geliştiğine inanılmaktadır. Tek gebelikteki kayıptan farklı olarak canlı doğum gibi gerçekleşse de bu bebekler de akciğer gelişimi olmadığından dış ortamda yaşatılması mümkün olamamaktadır. Böyle bir gebelik kaybının geç dönmelerde gerçekleşmesinin ruhsal ve fiziksel etkileri aileleri çok fazla yıprattığına tanık olmaktayız.
FETAL ANOMALİ RİSKİ (Sakatlık riski):
Erken doğuma bağlı gelişebilecek sakatlıkların yanı sıra ayrıca doğuştan anomalilerde artış göstermektedir. Tüm anomaliler (çok ufak ve önemsiz olanlar da dahil) dikkate alınırsa %2 kabul edilen oran ikiz gebeliklerde %4 e ulaşır. İkiz gebelikte buna neden olacak birkaç faktörü tanımlamak mümkündür; Özellikle tek yumurta ikizliğinin normal gelişimden bir sapma olduğu kabul edilebilir. Bunun dışında bebeklerin beslendiği plasentadan kaynaklanan problemler ve rahim içindeki kalabalık (!) nedeniyle bebeklerin duruş pozisyonlarındaki bozukluk ta sakatlıklara neden olabilir.
GEBELİK BULANTILARI:
İkiz gebelik taşıyan annelerin sabah bulantıları genellikle diğerlerine göre daha ağır seyreder ve uzun sürebilir. Bu durum daha yüksek düzeyde bulunan gebelik hormonuna (Koryonik Gonadotropin) bağlanmıştır.
KANSIZLIK RİSKİ (Anemi riski):
Gebelik sırasında bebeklerin kan hücreleri annenin demir depoları kullanılarak oluşturulur. İki bebeğin gereksinimini karşılayacak demir miktarının daha fazla olduğu açıktır.Bu durumda anne demir desteği alsa da kansızlık (anemi) oluşma riski ikiz gebeliklerde belirgin şekilde artmıştır.
PREEKLAMPSİ RİSKİ (Gebelik zehirlenmesi):
Çoğul gebeliklerde preeklampsi yani gebeliğe bağlı tansiyon yüksekliği riski belirgin olarak artmıştır. Bu durumdan, tekiz gebeliğe göre daha yüksek olan gebelik hormon düzeyi sorumlu tutulmaktadır.
DOĞUM SONRASI KANAMA RİSKİ:
Fazla gerilmiş olan rahim kasları, ikiz bebeklerin doğumundan hemen sonra kanamanın durmasını sağlayabilecek güçte kasılma sağlayamayabilir. Bu durumda doğum sonrasında 'atoni kanaması' adını verdiğimiz şiddetli kanama problemi ortaya çıkabilir.
YA ÜÇÜZ GEBELİK YAŞARSAM?
Böylesine istenmeyen durumlarla karşılaştığımız taktirde hastalarımıza şiddetle gebeliğin 8. haftasında vajinal yolla fetal redüksiyon işlemi ( çoğul gebelik sayısını azaltma) uygulanmaktadır. Bu güne kadar yaptığımız bu işlemde gebelik kayıp riskimiz %5 in altında olup bu hastalarımızın gebeliklerinin akıbeti açısından 2 üstü çoğul gebeliği olan bu hastalara bu işlemi şiddetle tavsiye ediyoruz. Merkezimiz ikiz gebeliklerdeki cidi komplikasyonları gözönüne alrak ikiz gebeliklerde de tek gebeliğe indirgemeyi alternatifler arasında sunmaktadır. Teke indirgenmiş gebeliklerle tek olarak başlayan gebelikler arasında merkezimizde analamlı bir farklılık bulunmamasıda bu alternatifi hastalarımıza sunarken bizleri daha güçlü kılmaktadır.
Türkiye'de tüp bebek uygulaması
Ege Üniversitesi Aile Planlaması ve Kısırlık Uygulama ve Araştırma Merkezi, evli çiftlerin yaklaşık yüzde 15'inde karşılaşılan çocuksuzluk sorununa tüp bebekle çözüm buluyor.EÜ Aile Planlaması ve İnterfilite (Kısırlık) Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Erol Tavmergen, Türkiye'nin ilk tüp bebek merkezi olan kliniklerinde 14 yıldır ileri tıbbın tüm imkanlarının çiftlerin gereksinimlerine göre uygulandığını belirterek, "EÜ Aile Planlaması ve İnterfilite (Kısırlık) Araştırma ve Uygulama Merkezi, 1988 yılında Türkiye'nin ilk tüp bebek merkezi olarak Prof. Dr. Refik Çapanoğlu başkanlığında çalışmalarına başlamıştır. Ülkemizde gerçekleştirilen IVF-ET (Tüp bebek) gebeliği, 18 Nisan 1989 yılında bir kız çocuğunun merkezimizde dünyaya gelmesiyle başarıyla sonuçlanmıştır" dedi.
Merkezlerinin iki üniteden oluştuğunu belirten Prof. Dr. Tavmergen, "Birinci ünitemiz çiftlerin ilk başvurduğu ve tedavi süresince takip edildiği poliklinik birimidir. Bu birim çiftlerin ayakta tedavisinin yapıldığı yerdir. İkinci ünitemiz ise 24 yataklı, 5'i özel oda olmak üzere toplam 13 odadan oluşan yataklı servisimizdir. Tüp bebek ünitemiz, kadın hastalıkları ve doğum uzmanı 2 öğretim üyesi, 3 kadın hastalıkları ve doğum uzmanı ve 1 rotasyoner hekim, psikolog, başhemşire, 5 ameliyathane hemşiresiyle birlikte toplam 19 hemşire, 5 biyolog, 4 teknisyen, 5 sekreter ve 8 personel ile hizmet vermektedir" diye konuştu.
Tüp bebek yönteminin önceleri kadının tüplerinin tıkalı olması sonucunda gebe kalmaması nedeniyle uygulanmaya başlandığını vurgulayan Prof. Dr. Tavmergen, "Ancak daha sonraları geliştirilerek, kadın ve erkeğe ait birçok kısırlık probleminin çözümünde kullanıma sokulmuştur. Tüp bebek yöntemi, teknik olarak kolay olmayan, nispeten pahalı, yorucu, bazen de bu yoğun çalışmalara rağmen istenmeyen sonuçlar alınabilen, ama iyi sonuçlar elde edildiğinde de bütün yorgunlukların unutulduğu bir ekip çalışmasıdır" dedi.
Merkezin gebelik oranları:
25 yaş altı yüzde 48.98
26-30 yaş arası yüzde 48.79
31-35 yaş arası yüzde 43.08
36-40 yaş arası yüzde 24.39
41 yaş ve üstü yüzde 17.24
Olumsuz sonuç alırsam ne yapmalıyım?
Maalesef her şey laboratuar süreci de dahil olmak üzere iyi gitse de sonuç olarak test günü gelindiğinde olumsuz sonuç alma riski vardır. Neden tutmadı sorusu bizlere belki de meslek yaşamımızda en çok sorulan buna karşılıkta cevabını çoğu zaman net bilemediğimiz ve sadece değişik olasılıklar konusunda yorum yapabildiğimiz tek sorudur. Hasta ve bizler açısından belirsiz bir süreç stresli geçerken sonucunda de olumsuz sonuç almada ilk tepki “neden olmadı” olmaktadır. Temel olarak başarılı bir süreç için üç faza ihtiyaç vardır.YUMURTA GELİŞİMİ: Doğal olan tek yumurta gelişiminin aksine çok yumurta gelişmi gerekmektedir. Üstelik gelişen yumurtanın olgunlaştığı zamanın belirlenmesi de çok önemlidir. Hem çok yumurta gelişimi hemde olgunlaşma zamnının net olarak beşirlenebilmesi her zaman mümkün olmayabilir. Bu tip durumlarda erken veya geç toplanan veya az yumurtalı hastalarda sonraki aşamalar çok iyi de geçse tedavi olumsuz etkilenmektedir. Ayrıca çok nadir de olsa kromozom bozuklukları da yumurta genetik yapısını da bozabileceği için tekrarlayan olumsuzluklarda akla gelmeli ve araştırılmalıdır.
LABORATUAR SÜRECİ: Yumurtaların laboratuara alındığı andan döllenme anına ve yerleştirme anına kadar olan süreçte çok ufak değişiklikler çok hassas olan embriyo gelişmini ve tutunma potansiyelini etkileyebilir. Tıpta tüp bebekten farklı bu kadar hassas ve bu kadar yaygın çalışılan bir laboratuar çalışması bulunmamaktadır. Ne kadar standart ve kaliteli olarak çalışılsa da kontrol dışı faktörler o an ki embriyo gelişimini etkileyebilir.
TUTUNMA SÜRECİ: Embriyolar yerleştirildekten sonraki tutunma bölgesi olan rahim zarı tamamen kontrol dışı bir bölgedir. Rahim zarından kaynaklana ve tıbbın çözemediği bilinmeyen sebeplerden dolayı tutunma gerçekleşmeyebilir. Rahimde duvarında ulatrsonla tespit edilebilecek, myom, polip gibi yer kaplayan oluşumlar, beslenmesini etkileybilecek perde (septum-subseptum)gibi patolojilerin daha tedavi başlamadan ekarte edilmiş olması gereklidir.Ayrıca çoğu zaman enfeksiyon veya cerrahi girişimler sonucunda hasar görmüş rahim zarındaki incelme de çözümü olmayan ve tedavide olumsuz sonuca yol açan başlıca sebepler arasındadır.
Sonuç olarak tutunma olmadığı zaman neden olmadı sorusundan ziyade başlangıçta titiz bir değerlendirme sonucunda olumsuzluğa yol açabilecek muhtemel olumsuzlukları gidertikten sonra başlamak daha anlamlıdır.
İleri Yaşta Anne Olma İmkanı Var mı?
10 Temmuz 2005 tarihinde Hürriyet gazetesinin birinci sayfasında çıkan ve 58 yaşında bir kadının anne olduğunu konu eden haberde gebeliğin oluşumu ile ilgili tüm gerçekler yansıtılmamış ve insanlara boş umutlar vaat eden ve duygu sömürüsüne yönelik bir ortam oluşturulmuştur. Söz konusu haberde gebe kalan kadın kendi yumurtaları ile değil başka bir kadından alınan yumurtalar (yumurta bağışı) ile gebe kalmıştır. Haberin bu en önemli ve can alıcı noktasının saklanmış olması kısır çiftlerin büyük bir çoğunluğu arasında sanki bu kadın kendi yumurtaları ile gebe kalmış gibi algılanmış olup merkezimize 2 gün boyunca telefonlar yağmıştır.Yumurta bağışı adı verilen bu uygulama ülkemizde yönetmelikler (T.C. Sağlık Bakanlığı Mevzuatı, Üremeye Yardımcı Tedavi Merkezleri Yönetmeliği) ile yasaklanmış olup ancak yurt dışındaki merkezlerde yapılması olanak dahilindedir. Dünya geneline bakıldığında ise Yunanistan, Slovenya, Çek Cumhuriyeti, Rusya, Belçika ve İngiltere dışındaki tüm Avrupa ülkelerinde bu uygulamaya izin verilmemektedir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde de yumurta bağışı serbesttir. Amerika Birleşik Devletlerinde ise yumurta bağışı ancak çok katı muayene, psikolojik değerlendirme ve bağışlayıcıların taranmalarından sonra uygulanabilmektedir.
Yumurta bağışı genelde 3 ana nedenden dolayı yapılır. Bunlarda ilki erken yaşta menopoza giren ve dolayısıyla yumurtları tükenen kadınlardır. İkincisi tekrarlayan tüp bebek uygulamalarında kötü kaliteli yumurta ve embryo geliştirip gebe kalamayan kadınlardır. Üçüncü ve dünyada etik olarak en fazla tartışma yaratan uygulama ise menopoz döneminde girmiş ve ileri yaştaki kadınları içerir. Bu kadınlarda yapılacak olan tüp bebek uygulamasının ve ardından gelecek olan gebeliğin olası çok önemli komplikasyonları olabilir. İşlemin 50 yaşın üzerindeki kadınlarda yapılması etik olarak kabul edilmektedir.
Yumurta bağışı uygulamalarında bütün dünyada bağışlayıcı sıkıntısı çekildiği bir gerçektir. Bağışlayıcılar ya yumurtalarını satan genç ve sağlıklı kadınlardır veya kendileri de tüp bebek yaptıran ve yumurtalarını paylaşmak isteyen kadınlardır. Yumurta bağışı uygulamalarında elde edilen başarı genelde kendi yumurtaları ile tüp bebek yapan kadınlara oranla daha yüksektir. Uygulamayı yaptıran kadının menopozda olması durumu değiştirmez. Yumurta bağışında başka bir kadından alınan yumurtalar kocanın spermleri ile döllendikten sonra rahime nakledilir. Bu şekilde kadın kendi genetik yapısını taşımayan bir çocuğu doğurur. Ancak yapılan psikolojik testler yumurta bağışı ile doğan bebeklerin aile içi bağlar ve anne ile olan ilişkilerinin normal bebeklerden farksız olduğunu göstermiştir.
Yumurta bağışı için öncelikle bir bağışlayıcı bulunması ve bağışlayıcının hazırlanması gereklidir. Eş zamanlı olarak alıcı da hazırlanır. Alıcının hazırlanması sırasında hap veya deriye yapıştırma şeklindeki hormon preparatları kullanılır. Bu şekilde rahim iç tabakası kalınlaştırılır ve embryoları kabul edebilir hale getirilir. Vericiden yumurtalar toplandıktan sonra kocanın spermleri ile döllenir ve 2-3 gün sonra alıcının rahmine nakledilir.
Tüp bebek sahibi olacaklara uyarı!
Ulusal Üreme Tıbbı ve Tüp Bebek Cemiyeti Başkanı, Anatolia Tüp Bebek Merkezi Sorumlusu Prof. Dr. Hakan Yaralı, tüp bebek tedavisiyle doğan bebeklerin yapısal ve doğumsal anormallikler açısından, doğal yolla oluşan bebeklerden bir farklılık göstermediğini belirtti. Yaralı, "Yalnızca, baba adaylarındaki genetik problemler tüp bebekte oluşan erkek çocuklara geçebilir" uyarısında bulundu.SPERM ÜRETEMEYEN ERKEĞİN BU ÖZELLİĞİ DE ÇOCUĞA GEÇEBİLİR
Yaralı ile aynı görüşü paylaşan Jinekoloji Derneği Başkanı Bülent Tıraş ise sperm üretemeyen ya da 5 milyonun altında sperme sahip olan kişilerin doğal yolla bebek sahibi olamadıkları için tüp bebek yöntemini tercih ettiklerini kaydetti. Doğacak çocuğun erkek olması durumunda bu özelliğinin çocuğa geçtiğini anlatan Tıraş, 5 milyonun altında sperme sahip olan kişinin doğacak erkek çocuğunda genetik problem oluşma olasılığının arttığına dikkat çekti.
Tıraş, kadındaki bazı sorunlar nedeniyle de tüp bebek yönteminin tercih edildiğine değindi.
DÜŞÜK RİSKİ NORMAL GEBELİKLERLE AYNI
Doktor Yaralı, tüp bebek gebeliklerinin düşükle sonuçlanma riskinin doğal yolla oluşan gebeliklerle aynı olduğunu söyledi.
Tüp bebek tedavisinde sürenin, doktorun çift için uygun gördüğü protokole göre değişiklik gösterdiğini ifade eden Yaralı, genelde ilaçların kullanılmaya başlanmasından embriyo transferine kadar geçen sürenin 4–5 hafta arasında olduğunu vurguladı.
KISIR ÇİFTLERDE BELİRGİN BİR ARTIŞ YOK
Bir yıl süreyle korunmaksızın düzenli ilişkide bulunulmasına rağmen gebe kalınamaması durumuna kısırlık adını verdiklerini kaydeden Yaralı, sağlıklı bir çiftin bir ay boyunca düzenli ilişkide bulunmaları durumunda gebe kalabilme şansının yüzde 20–25 olduğunu belirtti.
Yaralı, kısır (infertil) çiftlerin toplumdaki oranında son yılarda belirgin bir artış olmadığını söyledi.
Tedavi Sırasında Karşılaşılabilen Sorunlar
Tedavinin iptal edilmesi:Hastaların tedaviye beklenen yanıtı vermemesi, yeterli sayıda follikül gelişmemesi gibi nedenlerle tedavi iptal edilebilir.
Yumurta bulunamaması:
Özellikle yaşı ileri ve yumurtalık rezervi düşük kadınlarda folliküller yeterli büyüklüğe ulaşmasına karşın aspirasyon sırasında hiç yumurta bulunamayabilir.
Döllenmenin olmaması:
Yumurta ve spermler normal olmasına karşın bazı yumurtalarda döllenme gerçekleşmeyebilir. Döllenme oranı % 70 civarındadır.
Transfer zorluğu:
Bazı durumlarda kadının genital organlarının anatomik yapısı nedeniyle transfer çok zor olabilir. Bu gibi durumlarda gebelik şansı düşmektedir.
Sperm bulunamaması:
TESE uygulanan hastaların % 40'ında sperm bulunamaz ve tedavi iptal edilmek zorunda kalınır.
Gebelik testi öncesi kanama:
Test gününden önce kanaması olanlarda gebelik şansı düşmekle birlikte gebelik olmadığı anlamına gelmez.
Ovarian Hiperstimülasyon sendromu (OHSS)
OHSS tüp bebek tedavisinin en önemli komplikasyonudur. Genellikle polikistik over sendromlu kadınlarda ortaya çıkar. Şiddetli formunun oluşma olasılığı % 5 civarındadır. Yumurtalıkları uyarmak amacı ile kullanılan ilaçlara aşırı cevap alınması sendroma zemin hazırlar. Yumurtalıkların uyarılması sırasında kabul edilebilecek sayıda yumurta uyarılması ile aşırı uyarılma arasında ince bir çizgi vardır. Her zaman doz ayarlaması mümkün değildir. Aşırı uyarılma olduğu zaman yumurtalık uyarıcı ilaçların dozunun azaltılması ve gerektiğinde bir gün veya daha uzun bir süre ilaç verilmemesi sonucunda estrojenin aşırı yükselmesini engellenir. Sendrom yumurtaların toplanması öncesindeki hCG enjeksiyonu (Pregnyl, Profazi, Choragon, Ovitrelle) verilmediği durumlarda ortaya çıkmaz. Gebelik oluşması sendromun daha şiddetli gelişmesine neden olur. Başlıca belirtileri:
Sendromun engellenmesi:
Yumurta toplama işlemi iptal edilebilir ve bu durumda hastalık tablosu gelişmez. Yumurta toplam işleminin iptali istenmediği durumlarda ise:
Tedavi:
Sendromun hafif olan şeklinde hastaneye yatış gerekmez. Tuz ve sıvı kısıtlaması önerilir. Günlük kilo ve karın çevresi ölçümleri önemlidir. Karın çevresinde bir günde 3 cm daha fazla artış olması, vücut ağırlığının bir günde 2 kg dan fazla artması, idrar miktarında azalma, nefes darlığı gibi yakınmaların ortaya çıkması durumunda doktora haber verilmelidir.
Sendromun şiddetli olması durumunda hastaneye yatarak tedavi gerekir. Bu sırada serum verilmesi ve karında biriken sıvının iğne ile boşaltılması (parasentez) hastalığın seyrini iyi yöne doğru çevirir. Bazı durumlarda hastanede kalış süresi 2-3 haftaya kadar uzayabilir. Bu dönemde 10-15 defa parasentez yapılması gereken olgular bildirilmiştir.
Sendrom gebe kalmayan kadınlarda kısa süre içinde geriler. Ancak gebe kadınlarda süreç uzayabilir.
DR BÜLENT URMAN
Tüp Bebek Tedavisinin Aşamaları
İlk görüşmede IVF(In vitro fertilisation) doktorunuz sizden detaylı bir sağlık öyküsü alır, daha önce yapılmış tüm tetkik ve tedavilerinizi inceler. Gerekli gördüğü taktirde ek tetkikler isteyebilir, genetik ya da başka bölümlerden konsültasyon isteyebilir. Daha sonra bazal bir ultrason incelemesiyle rahim ve yumurtalıkların durumu hakkında bilgi sahibi olur. Bu inceleme sonunda herhangi bir patoloji saptanırsa buna yönelik tedaviye öncelik verilir. Problemin nedeni anlaşıldıktan sonra doktorunuz tedavinizin planını çizer. HORMONLARIN BASKILANMASI
IVF programında ilk hedef yeterli sayıda döllenme yeteneğine sahip yumurta hücresi elde edebilmek. Bu hedefe ulaşmak ve kontrolü ele alabilmak için vücudun kendi ürettiği hormonların zamansız ve düzensiz etkilerinin ortadan kaldırılması gerekir. Bu amaçla hormonları baskılayıcı ilaçlar kullanılır. GnRH analogları adı verilen ve enjeksiyon ya da burun spreyi olarak kullanılan bu ilaçlar değişik protokollere göre uygulanabilir.
KISA PROTOKOL
GnRHa uygulamasına adet kanamasının ilk günü başlanıp tedavi sonuna kadar (çatlatma iğnesinin yapıldığı gün) devam edilir.
ULTRA KISA PROTOKOL
Adet kanamasının ilk günü GnRHa başlanır ve üç gün verildikten sonra kesilir. Tedaviye hMG ya da FSH ile devam edilir.
UZUN PROTOKOL
GnRHa uygulamasına bir önceki döneminin yirmibirinci günü başlanır. Takip eden adet kanamasının üçüncü gününde baskılanmanın olup olmadığı yapılacak olan kan testi ile anlaşılır. Kan östrojen düzeyi azalmış ise baskılanma sağlanmış demektir. Bu durumda uyarı tedavisine başlanır ancak GnRHa uygulaması sona erdirilmez. Çatlatma iğnesinin yapılacağı güne kadar devam edilir. Hangi protokolün size uygun olacağına karar verilir. Planlanan protokol, hangi ilacı ne zaman ve nasıl alacağınız size anlatılır ve yazılı yazılı belge olarak size verilir.
YUMURTALIKLARIN UYARILMASI
Tüm protokollerde adet kanamasının ikinci ya da üçüncü gününde temel ultrason incelemesi ve kanda östrojen tayini yapılır ve kullanılacak ilaç dozuna karar verilir. Uyarı tedavisi başladıktan sonra hasta belirli aralıklarla kontrole çağrılır. Bu kontrollerde vajinal ultrasonografi yapılarak gelerek gelişen folliküllerin sayısı ve büyüklüğü kontrol edilir. Zaman zaman yumurtalıkların durumuna göre kanda östrojen incelemesine gerek duyulabilir.
Tedavide amaç mümkün olduğunca fazla sayıda 16-20 mm çaplı follikül elde etmektir. Takipler esnasında kan östrojen düzeyleri kontrol edilerek ilaç dozu ayarlaması yapılabilir. Hedef 14 mm’den büyük follikül başına 200 pg/ml östrojen düzeyine ulaşmaktır. Folliküller yeterli büyüklüğe ulaştığında son olgunlaşnayı sağlamak için 5.000 -10.000 ünite human chorionic gonadotropin (hCG) enjeksiyonu yapılır. Tedavinin süresi değişken olmakla birlikte ortalama 10.4 # 1.7 gündür. Çatlatma iğnesinden 32-36 saat sonra yumurta toplama işlemi yapılır. Ultrason takipleri sırasında değerlendirilen bir diğer faktör de rahimin içini döşeyen ve endometrium adı verilen tabakanın yapısı ve kalınlığıdır. Gebelik oluştuğunda endometriuma yerleşeceğinden bunun yapısı son derece önemlidir. hCG gününde endometrium 6 mm veya daha ince olduğunda gebelik şansı azalmaktadır. Kendi uygulamalarımızda bu tür hastalardaki klinik gebelik oranı %11.8’dir. Endometrial kalınlığın 14 mm’den fazla olması da olumsuz etki yaratmakta ve gebelik elde edilse bile düşük olma olasılığı artmaktadır.
YUMURTA TOPLAMA
OPU vajinal ultraonografi ile oldukça kolay ve konforlu bir şekilde gerçekleşmektedir. Hasta jinekolojik muayene pozisyonunda yatar ve üzeri steril örtüler ile örtüldükten ve vajina temizliği yapıldıktan sonra lokal anestezi vajinaya uygulanır ve ardından vajinal ultrosonsgrafiye başlanır. Vajinal uktrosonografi probu üzerinde bulunan, kılavuz içinde geçirilen bir iğne ile overlere ulaşılır. Her bir follikül çine girilerek içeriği özel bir aspiratör yardımı ile boşaltılır. Alınan sıvı hemen labarotuara yollanarak yumurta içirip içermediği mikroskop altında incelenir, eğer yumurta hücresi varsa ayrılır. Eğer follikülden yumurta elde edilemez ise aynı iğne içinden özel sıvı verilerek follikül boşluğu yıkanır ve içinde kalmış olabilecek yumurta alınmaya çalışılır. Bu şekilde tüm folliküller aspire edilinceye kadar işleme devam edilir. Her iki yumurtanın aspire edilmesi yaklaşık 15-30 dakika sürer. Işlem sonrası hasta dinlenme odasına alınarak bir süre istirahat etmesi sağlanır. Lokal anesteziyi tolere edemeyen, ya da yumurtalıkların ve/veya folliküllerin özel durumu nedeni ile işlemin teknik olarak zor geçeceği düşünülen vakalarda genel anestezi tercih edilebilir. Bazen follikül sayısı fazla olmasına karşın içlerinde yumurta hücresi çıkmaz. Boş follikül sendromu adı verilen bu durumun en önemli nedenlerinde biri hatanın hCG yaptırmak ve 24 saat sonra OPU işlemini diğer yumurtalıkta tekrarlamaktır. OPU işlemi sırasında aspire edilen follikül içeriği hemen labaratuara gönderilir. Özel bir mikroskop ile incelenen bu sıvının içinde bulunan yumurta kültür sıvısının içine konarak inkübatöre kaldırılır. İnkübatör, sıcaklığı 37 C, karbondioksit oranını da %5-6 düzeyinde sabit tutar. Olgun yumurta hücreleri 4-6 saat sonra döllenme için hazır hale gelmektedir. KOH sonrası çapı 18-22 mm arasında olan folliküllerin yaklaşık %80’inden döllenmeye uygun yumurta elde edilebilmektedir.
FERTİLİZASYON (Döllenme)
Kadından oositlerin (yumurta) toplandığı esnada erkek de sperm verir. Sperm alınması için en ideal yöntem mastürbasyondur. Menisinde canlı sperm bulunmayan kişilerde ise cerrahi olarak sperm alınır. Elde edilen meni özel bir kap içersine alınır ve likefiye olması(sıvılaşması) belklenir. Likefiye olan meni , sperm sayısı, hareketliliği ve şekli yönünden incelenir.
Tüp bebek planlanan hastalarda en önemli kriter hareketli sperm sayısıdır. Incelenen sperm döllenme için hazırlanır. Sperm hazırlanmaı iki nedenden dolayı önemlidir. Bunkardan birincisi menide bulunan yabancı proteinleri, temizlemek, ilncisi ise bazı reaksiyonları tetikleyerek spermin hiperakif olmasını sağlamaktır.
Yumurta kültürü ve sperm hazırlanması tamamlandıktan sonra fertilizasyon işlemine geçilir. Spermler ile yumurtalar bir arada bırakılırlar. Her bir yumurta hücresi için 20.000 sperm kullanılır. Sperm parametrelerinin bozuk olduğu durumlarda bu sayı arttırılabilir. Erkek faktörü varlığında veya nedeni açıklanamamış infertilite olgularında mikroenjeksiyon (ICSI) tercih edilmelidir. Işlemden 16-18 saat sonra döllenme olup olmadığı kontrol edilir. Döllenmiş yumurtada tek olan hücre sayısı ikiye çıkmıştır.
Döllenmiş yumurtalar tekrar kültür ortamına konur ve ileri aşamalara ulaşmalaları beklenir. Uygun aşamaya gelindiğinde embriyolardan kaliteli olanlarından belirli sayıda alınarak kadının rahmi içine transfer edilir.
EMBRİYO TRANSFERİ
Embriyolar iki hücreli aşamadan blastokist aşamasına kadar herhangi bir dönemde transfer edilebilmekle beraber, en sık tercih edilen transfer zamanı 4-8 hücreli aşamadır. Embriyolar bu aşamaya genellikle iki yada üçüncü günde ulaşmaktadırlar. Embriyo transferi iki-altıncı günler arasında yapılabilir.
Yardımcı üreme tekniklerinde transfer edilen embriyo sayısı ile klinik gebelik oranları arasında direkt bir ilişki mevcuttur. En iyi klinik sonuçlar 2-4 embriyonun transfer edilmesiyle alınmaktadır. İkiden fazla sayıda embriyo transfer edildiğinde çoğul gebelik oranları oldukça yükselmektedir; ancak bu risk artan kadın yaşı ile birlikte azalmaktadır. Çoğu gebeliklerin koplikasyon oranlarının yüksek olması ve erken doğum gibi nedenler ile maliyetin artması nedeniyle pekçok ülkede transfer edilen embriyo sayısının kısıtlanması yoluna gidilmektedir. İkiden fazla sayıda embriyo ancak 37 yaşından büyük ve daha önceki IVF/ICSI denemelerinin başarısız olduğu hastalarda yapılmaktadır. Günümüzde 35 yaşından genç her hasta sadece bir tane blastokist transfer edilmesi önerilmektedir.embriyo transferi yapılırken hasta jinekolojik muayene pozisyonunda yatırılır. Vajinaya spekulum takıldıktan sonra steril serum fizyolojik ile temizlik yapılır. Ardından özel kültür sıvıları ile rahim ağzı temizlenir. Embriyolog transfer edilecek embryoları katater içinde labaratuvardan getirir. İşlemi yapacak olan hekim karından yapılan ultrason eşliğinde embriyoları rahim içine bırakır.
Embriyo transferi işlemi ağırlıklı bir işlem değildir ve anastezi gerektirmez. İşlem sonrası endometriumu desteklemek için hastaya enjeksiyon, fitil ya da krem şeklinde hormon ilaçları verilir. Luteal faz desteği adı verilen bu tedavi eğer gebelik oluşursa 10. Haftaya kadar devem eder. Gebelik oluşmayıp adet kanamasının olduğu durumlarda ise kanamanın başlamasıyla birlikte tedavi kesilir.
Embriyo transferi sonrası 12. günde gebelik testi için çağrılır.
GEBELİK TESTİ
İlk önce idrarda daha sonra ise kanda gebelik testi (beta-hCG) yapılır. Kanda yapılan testin sonucuna göre gebelik olup olmadığına karar verilir. Testi pozitif olanlar iki gün sonra yeniden kanda gebelik teti için çağrılır. İki testin sonuçları arasında ilişki değerlendirilerek gebeliğin sağlıklı olup olmadığına karar verilir. Sağlıklı bir gebelikte iki gün sonra kan beta-hCG değeri yaklaşık iki kat artmalıdır. Bazı durumlarda bir süre sonra kan beta-hCG değeri sıfıra iner. Bu durum biyokimyasal gebelik olarak adlandırılır.
Bete-hCG’nin beklenenden daha farklı artışları ise, ektopik gebeliği(dış gebelik) dütündüren bulgulardan birisdir.
12 ve 14. günlerdeki beta-hCG değerleri istenilen şekilde artan vakalar klinik gebelik olarak kabul edilir ve 2 hafta sonra ilk gebelik ultrasonu için çağrılır. Bu ilk ultrasonda rahim içindeki gebelik kesesinin olup olmadığı ve eğer kese var ise kaç tane kese olduğu araştırılır. İkiz, üçüz yada daha fazla sayıda fetus bu ilk ultrasonda görülebilir.
Ntv-Amerikan Hastanesi
Tüp Bebek Nedir
Çiftin her ikisine ait üreme hücreleri elde edildiğinde laboratuvar ekibi in-vitro yani vücut dışı koşullarda döllenme işlemini gerçekleştirmektedir.Bu yöntemde erkek ve kadın üreme hücreleri vücut sıcaklığındaki uygun bir ortamda 48 saat bekletilmektedir. Bu sürede elde edilen yumurtaların yaklaşık yarısında döllenme oluşmaktadır. O zaman bu döllenmiş yumurtalar embryo (cenin) olarak adlandırılmakta ve son hedef olan kadın rahmine yerleştirilmektedir. Embryolar rahim içerisine rahim ağzından ince bir kateter ile yerleştirilmekte ve bu işlemler sonucu kadınların yaklaşık %50’sinde gebelik oluşmaktadır. Ancak bu gebeliklerin bir kısmı düşük ile sonlanmakta ve tedaviye giren çiftlerin uygulama başına yaklaşık % 40’ında çocukları olabilmekte, bu oran birçok uygulama sonucu % 70-80lere çıkabilmektedir. Geri kalan % 20-30luk grup modern tıbbın bütün olanaklarına rağmen günümüzde çocuk sahibi olamamaktadırlar.
Genel Bilgiler
Tüpbebek, klasik yöntemler ile gebe kalamayan kadınlarda uygulanan bir tedavi şekli olup, erkek (sperm) ve dişi (yumurta) döl hücrelerinin laboratuvar koşullarında birleştirilmesi sonucunda oluşan embryoların, rahime transferi ilkesine dayanır. Laboratuvar koşullarında gerçekleştirilen döllenme, kendiliğinden (in vitro fertilizasyon) ya da insan eliyle, tek yumurta içine tek sperm verilmesi ile (mikroenjeksiyon) sağlanır.
Tüpbebek, önceleri enfeksiyon veya cerrahi işlem sonucunda tüplerinde kalıcı hasar oluşan kadınlarda uygulanmaya başlanmış, kısa bir süre sonra ise, kısırlığa yol açan diğer nedenlerin tedavisinde de kullanılır olmuştur. Bugün, endometriosis, nedeni açıklanamayan kısırlık olguları ve erkeğe bağlı kısırlıkta tüpbebek yöntemleri ile başarılı sonuçlar alınmaktadır. Özellikle son yıllarda uygulanmaya başlanan mikroenjeksiyon, sperm sayısının çok düşük olması ve hatta menisinde hiç sperm olmamasına karşın, testisinde sperm bulunan erkeklerin tedavisinde bir devrim olarak nitelendirilmektedir.
Tüpbebek yöntemlerinde kadının yumurtalıklarının uyarılması, çeşitli ilaçlarla (HMG: Humegon, Pergonal, Menogon veya FSH: Metrodin, Follegon) sağlanır. Yumurtalıkların uyarılmasının amacı, embryo oluşturmaya aday çok sayıda yumurta elde etmektir. Çok sayıda embryonun rahim içine yerleştirilmesinin (embryo transferi) gebelik şansını artırdığı gösterilmiştir (gebelik oranları, bir embryo yerleştirildiğindeyaklaşık %10, üç embryo yerleştirildiğinde ise %40-50 civarındadır). Merkezimizde özel durumlar dışında üç embryo rahim içine yerleştirilmektedir.
Dr. Senai Aksoy
Tüp bebek tedavisinde yeni dönem
Mevcut sisteme göre SSK’lı hastalar özel merkezlerden yararlanamazken, Genel Sağlık Sigortası’nın yürürlüğe girmesiyle özel-kamu ayrımı kalkacağı için Sosyal Güvenlik Kurumuyla anlaşmalı her merkeze başvurulabilecek. Mevcut sisteme göre 3 olan deneme sayısı 2’ye düşecek.
Anayasa Mahkemesi’nin bazı hükümlerini iptal ettiği Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun yürürlük tarihi değiştirilmediği takdirde 1 Ocak’tan itibaren uygulanacak 63. maddesi, evli olmakla birlikte çocuk sahibi olamayan genel sağlık sigortalısının kadınsa kendisinin, erkekse karısının yardımcı üreme yöntemiyle tedavisine ilişkin kuralları düzenliyor.
Buna göre, şu şartların birlikte gerçekleşmesi halinde tüp bebek tedavisi, Kurumca karşılanacak:
* Tıbbi tedaviler sonrasında normal yöntemlerle çocuk sahibi olunamadığı ve ancak yardımcı üreme yöntemiyle çocuk sahibi olunabileceğinin, Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucularının sağlık kurulları tarafından tıbben mümkün görülmesi,
* 23 yaşından büyük, 39 yaşından küçük olunması,
* Son 3 yıl içinde diğer tedavi yöntemlerinden sonuç alınamadığının Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucularının sağlık kurulları tarafından belgelenmesi,
* Uygulamanın yapıldığı tıbbi merkezin, Kurum ile sözleşmesinin bulunması,
* En az 5 yıldır genel sağlık sigortalısı veya bakmakla yükümlü olunan kişi olup, 900 gün genel sağlık sigortası prim gün sayısının bulunması.
Mevcut düzenlemeye göre 3 olan deneme sayısı yeni sistemde 2’ye, 40 olan yaş sınırı da 39’a düşecek.
“SÖZLEŞMESİ OLAN HER KURUMA BAŞVURULABİLECEK”
Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürü Sami Türkoğlu, mevcut sisteme göre Bağ-Kur ve Emekli Sandığı mensupları ile Yeşil Kartlıların tüp bebek tedavisi için özel sağlık kurumlarına başvurabildiğini, SSK’lıların ise sadece kamu sağlık kurumlarından yararlanabildiğini hatırlattı.
Yeni sistemde kamu-özel ayrımının ortadan kalkacağını bildiren Türkoğlu, “Genel Sağlık Sigortası ile sağlık kuruluşları arasındaki kamu-özel ayrımı ortadan kalkacağı için bizim şartlarımızı ve verdiğimiz fiyatı kabul ederek sözleşme imzalayan her sağlık kurumuna başvurulabilecek” dedi. Türkoğlu, fiyatlandırma konusunda çalışmaların sürdüğünü, bu konuda bir rakamın henüz ortaya çıkmadığını bildirdi.
DENEME SAYISI 3’DEN 2’YE DÜŞECEK
Türk Jinekoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Bülent Tıraş, yeni sistemle tüp bebekte deneme sayısının 3’den 2’ye düşürülmesini eleştirerek, “Başarı şansı birinci denemede yüzde 50-55, ikinci denemede yüzde 70-75, üçüncü denemede ise yüzde 80-85’tir. Deneme sayısı ikiye düşürüldüğünde yüzde 10-15’lik bir kesimin gebelik şansı ortadan kalkar” dedi.
Yeni sistemle yaş aralığının 23-39 olarak belirlenmesinin de yanlış olduğunu savunan Tıraş, “18 yaşında evlenen ve eşinde hiç sperm olmayan bir kadının çocuk sahibi olabilmesi için mutlaka tüp bebek yöntemine başvurması lazım. Ama bu çift çocuk sahibi olabilmek için 4 yıl beklemek zorunda kalacak” diye konuştu.
Normal yolla bebek sahibi olamayan kadınların tüp bebek yöntemiyle 43 yaşına kadar anne olabileceğini, ancak bu şansın 37 yaşından sonra ciddi olarak azaldığını anlatan Tıraş, “Yaş sınırı neden 37 değil de 39 oldu, hangi kriterler göz önüne alınarak 40’dan 39’a düşürüldü belli değil. Bu tür düzenlemeler bilimsel gerçekler göz önüne alınarak yapılmalıdır” görüşünü savundu.
SSK’lıların tüp bebek tedavilerinin, kamu hastanelerine başvurmak koşuluyla yaklaşık bir yıldır kurumca karşılandığını hatırlatan Tıraş, “SSK’lılar bir yıldır üvey evlat muamelesi görüyordu. Diğer kurum mensupları özel merkezlere başvurabilirken SSK’lıların bu haktan yararlanmaması yanlıştı. Dünyada tüp bebek tedavileri özel merkezlerde yapılıyor. Ayrıca geri ödeme kurumlarının bu işlem için ödediği bin 250 YTL de yeterli değil. Bir nevi sübvansiyon. Bu tutar artırılmalıdır” dedi.
RUHSATLI TÜP BEBEK MERKEZLERİ
Tüp bebek yöntemi normal yollardan çocuk sahibi olamayan çiftler için umut haline gelirken, üremeye yardımcı merkezlerin sayısı da her geçen gün artıyor. Sağlık Bakanlığından ruhsatlı merkezlerin sayısı son 6 ayda 78’den 84’e yükselirken, yeni merkezler İstanbul, Bursa, Adana ve Gaziantep gibi büyük illerde açıldı. 84 merkezin 63’ü özel, 21’i ise kamuya ait.
İstanbul’da 26’sı özel, 6’sı kamu olmak üzere toplam 32, Ankara’da 8’i özel 7’si kamu olmak üzere toplam 15, İzmir’de ise 5’i özel, 2’si kamu olmak üzere toplam 7 merkez bulunuyor.
Üremeye yardımcı merkezlerin illere göre dağılımı şöyle:
İstanbul (32), Ankara (15), İzmir (7), Bursa (6), Adana (5), Antalya (3), Kayseri, Konya ve Gaziantep (2’şer), Denizli, Diyarbakır, Erzurum, Eskişehir, Kocaeli, Malatya, Sakarya, Samsun ve Trabzon (1’er).
“BAŞARI ORANI SORGULANMALI”
Tıraş, Sağlık Bakanlığının ciddi bir ruhsatlandırma politikası olduğunu ifade ederek, “Tüp bebek sahibi olmak isteyenler başvuracakları merkezin ruhsatlı olup olmadığına dikkat etmeli” dedi.
Bu çiftlerin ayrıca merkezdeki hekim ve embriyologların üremeye yardımcı tekniklerin eğitimini alıp almadığını ve merkezin başarı oranını da sorgulamalarını isteyen Tıraş, ekipte bulunan hem hekim hem de embriyologların iyi yetişmiş olması gerektiğini vurguladı.
İyi bir tüp bebek merkezindeki fiziki ve teknik alt yapının da yeterli olması gerektiğini anlatan Tıraş, nitelikli bir merkezin ayda en az 50 uygulama yapması, eve bebek götürme oranının ise yüzde 35’in altında olmaması gerektiğini söyledi.
Tüp bebek uygulamalarının başarı şansı

• Kadının yaşı.
• Uzun evlilik süresi.
• Erkek spermi ile ilgili bazı faktörler. Ör: azospermi, varikosel, oligosperm, immotil sperm.
• Hormonal faktörler.
• Üreme organları dışında bazı özel hastalıklar.
• Geçirilmiş eski hastalıklar.
• Daha önce gebelik olup olmadığı.
• Daha önce doğum veya düşük olması.
Gibi pek çok faktör tedavinin başarı şansını etkilemektedir.
Tüp bebek yönteminin başarı şansından bahsederken, öncelikle tedavi gören çiftin kendi özel şartlarını göz önüne almak gerekir. Bu şekilde bakıldığında, gebelik oranları bazı gruplarda % 5-10, bazılarında %25-40, bazı gruplarda ise % 50-70 olmaktadır. Çok küçük bir hasta grubunda ise gebelik elde etmek mümkün olmamaktadır.
Diğer taraftan, her merkezin tüp bebek için bir ortalama gebelik oranı vardır. Yani, hep genç ve problemsiz, veya kısırlık sebebi kolayca aşılan hastaları programa alan bir merkez ile, gebeliğin zor elde edildiği hastaları da kabul eden bir merkezin gebelik oranları farklı olacaktır. Bir merkezi değerlendirirken ne tür hastaları kabul ettiğini de göz önüne almak gerekir.
O halde, tüp bebek merkezleri nin gebelik oranı yaklaşık % 25-60 arasında değişebilir.
Tabii, burada merkezlerin laboratuar şartlarının normal olduğunu varsayıyoruz. Tüp bebek merkezi nin laboratuar şartları da başarı sansını etkileyen önemli faktörlerdendir.
Tüp bebek uygulaması için belli bir gebelik şansının olduğunu biliyoruz, uygulamaların bir kaç kez denemesinde fayda vardır. Fakat, çiftin özel durumuna göre, 1-3 denemede gebelik elde edilemezse yeni bir denemeden önce durumun tekrar değerlendirilmesi, gerekiyorsa yeni tetkikler yapmak, ve çifti durumları ile ilgili daha ayrıntılı bilgilendirmek uygun olur.
Tüp bebekte başarı bilinen faktörler yanında bilinmeyen pek çok faktörün etkisi altındadır. Bilinmeyen konularda araştırmalar halen yoğun olarak sürmektedir. Gebelik oranları, bu nedenlerden dolayı sürprizlere de açıktır.
Gebelik oranlarındaki değişiklikler hakkında bazı örnekler fikir verebilir:
• Kadın yaşı 40 ve üzeri ise gebelik oranları % 10-20 civarına inebilir.
• Erkekte azospermi hücrelerin yapım aşamasındaki bir durumla ilgili ise gebelik oranı % 10-40 arasında değişebilir.
• Hem kadın yaşı ileri, hem de azospermi varsa gebelik oranı % 0-20 arasında olabilir.
• Daha önce 2-3 ten fazla erken düşük varsa başarı sansı azalabilir.
• Herşeyin normal olduğu vakalarda defalarca tüp bebek denemesine rağmen gebelik elde edilemeyebilir.
• Muayene ve tetkik sonuçlarına göre başarı şansı düşük olacağı varsayılan bir denemede çok olumlu sonuçlar alınabilir.
• Bazen, tüpbebekte gebelik elde edilemezken, tedaviye ara veren çiftlerde daha sonra kendiliğinden gebe kalanlar olabilir.
• Tüp bebek merkezleri ni veya doktorları arayan hastaların büyük bir kısmı doğrudan gebelik oranlarını sorarak bir karar verme eğiliminde olmaktadırlar. Halbuki, kendi özel durumlarının değerlendirilmesinden sonra bir karara varmaları daha doğru bir tutum olacaktır.
Dr. Aydın Demircan
